• 0 352 220 0650
  • denge@dengebireysel.com

Bağırsaklar-Flora

   Tıpkı kökleri hasta bir ağacın gelişemeyeceği gibi, iyi işleyen bir sindirim sisteminden mahrum bir vücut da gelişemez. Bağırsaktaki bakteri nüfusu yani bağırsak florası, kökleri saran toprak gibidir. Ona yaşama alanı, koruma, destek ve gıda sağlar. Biliyoruz ki, bir ağacın toprağın altındaki gizli, görünmeyen kökleri; ağaçtaki her dalın, her sürgünün, ne kadar yüksek bir dalda olursa olsun en küçük yaprağın bile sağlığında kritik rol oynar.  İnsan vücudu, çok fazla sayıda çeşitli mikro yaratıkların yaşadığı bir gezegen gibidir. Sindirim sistemi, cilt, gözler, solunum ve boşaltım organları, trilyonlarca görülmez misafirle beraber mutlu bir şekilde varlığını sürdürür. Bu karşılıklı bir ilişkidir, hiçbiri diğeri olmadan var olamaz. En büyük mikrop kolonisi sindirim sistemimizde yaşar. Sağlıklı bir yetişkinin bağırsağında ortalama 1,5 - 2 kg. bakteri bulunur. Bütün bu bakteriler sadece bir mikrop yığınından ibaret değildir. Bazı türlerin diğerlerine baskın olduğu ve yönettiği oldukça organize bir mikro dünya oluştururlar. Vücudumuzdaki işlevleri bizler için o kadar yaşamsaldır ki, bağırsaklarımız sterilize edilseydi herhalde hayatta kalamazdık. Bu mikrobik dünyanın sakinleri üç gruptur ; Esas veya faydalı flora: En önemli ve sağlıklı bir vücutta sayıca en büyük grup budur. Bu bakterilere, yerli dost bakteriler de denir. Fırsatçı flora: Sayı ve kombinasyonları kişiye göre değişir. İnsan bağırsağında, şu ana kadar bilimin bulduğu ortalama 500 mikrop türü vardır. Sağlıklı bir insanda sayıları sınırlıdır ve yararlı bakteriler tarafından kontrol edilirler. Bu mikropların her biri, kontrolden çıktığında çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilecek kapasitededir.   Geçici flora: Günlük olarak yiyecek ve içeceklerle aldığımız, genellikle mayalama özelliği olmayan gram-negatif basillerden oluşan çeşitli türlerde mikroplardır. Bağırsak faydalı bakteriler tarafından iyi korunduğunda, bu gruptan mikroplar sindirim sistemi boyunca ilerlerken hiçbir zarar veremez. Ama faydalı flora hasar görmüşse veya işlevini iyi bir şekilde yerine getiremiyorsa, bu gruptan mikroplar hastalığa yol açabilir.   
‘’Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsaklar hasta ise vücudun geri kalan kısmı da hastadır.’’ Hipokrat  
İnsan sindirim sistemi, başlangıc ve sonu ile dış dünyaya açılan uzun bir tüp gibidir. Dış dünyadaki zararlı her şeyin vücudumuza girmesi için sindirim sistemi mükemmel bir kapıdır. Her gün bol miktarda mikro organizmayı, kimyasalı ve toksini yiyor ve içiyoruz. Ancak, sindirim yolunu kaplayan bakteri tabakası, bağırsak epiteli üzerinde toprağın çimli kısmı gibi kalın bir katman şeklinde yayılarak; zaralılara, sindirilmemiş yiyeceklere, toksinlere ve parazitlere karşı doğal bir bariyer görevi görür. Nasıl toprak, çimli üst tabakası olmadığında erozyona uğrarsa, bağırsak duvarı da koruyucu bakteri katmanı olmazsa zarar görür. Bu bakteriler, ayrıca antibiyotik benzeri, anti fungal ve anti viral, antitümöral maddeler üretirler. Yararlı bakteriler ayrıca bağırsak duvarında pH seviyesini 4.0-5.0 dolaylarına düşürerek  zararlıların üremesine engel olur. ​Sağlıklı bağırsak florası, bağırsak duvarının sağlığını korumak dışında sindirim ve emilim işlemlerinde de aktif rol oynar. Dengeli bir bağırsak florası olmadığı takdirde, yiyeceklerin normal sindirimi ve emilimi imkânsızdır. Bağırsaktaki bakteri faaliyetlerinin yan ürünleri; mineral, vitamin, su, gaz ve pek çok diğer besini bağırsak duvarından kan dolaşımına taşımakta çok önemli rol oynar. Bağırsak florası hasar görmüşse, dünyanın en iyi besinleri bile parçalanıp emilemez. ​Sindirilemeyen gıdalar oluşturdukları gazların dolaşıma geçmesiyle birlikte önce karaciğeri ,  daha sonra da beyne kadar pek çok organı etkiler. Bu nedenle otizm, epilepsi, şizofreni, disleksi, hiperaktivite gibi pek çok nöropsikiatrik  rahatsızlığın altında bozulmuş florası ile birlikte  geçirgenliği bozulmuş bağırsaklar vardır. Bu durum ayrıca bağışıklık sisteminin aşırı derecede çalışmasına ve kana geçen sindirimi tamamlanmayan besinlere karşı da antikor üretmesine sebep olur. Bağışıklık sisteminin aşırı derecede çalışması sonucu üretilen bu antikorlar; kendi vücut dokularına saldırmaya başlar ve yok etmeye çalışır. Bu durum bağışık­lık sistemini zayıflatır ve  Otoimmün Sistem Hastalıklarına neden olur ( MS, Hashimoto, çölyak, romatoid artrit vb) Bağırsak florası bozuk hastaların bağışıklık sistemi sürekli risk altındadır. Çünkü bağışıklığımızın % 80-85’i bağırsak duvarında yaşamaktadır.  Bağırsak floramızın sürekli olarak karşı karşıya kaldığı tehlikelere bir bakalım;  
   ·   Antibiyotikler:  Antibiyotiklerin sadece bağırsakta değil, vücuttaki diğer organlarda ve dokularda yaşayan yararlı bakteriler üzerinde de yok edici etkisi vardır. 
  
   ·   Diğer ilaçlar: Ağrı kesici ve analjezikler, steroid ilaçlar, doğum kontrol hapları, uyku hapları, mide ekşimesine karşı verilen ilaçlar, sinir yatıştırıcı ilaçlar.
 
   ·   Beslenme: İşlenmiş ve şekerli karbonhidratların tüketilmesi,  bebeklerin biberonla beslenmesi, uzun süre oruç tutmak, aç kalmak ve aşırı yemek.
   
   ·   Hastalıklar: Tifo, kolera, dizanteri, salmonella gibi bulaşıcı hastalıklar ve bazı virüs enfeksiyonları, ameliyat, kemoterapi, hormon tedavisi ve radyoterapi.
    
   ·   Stres: Uzun süreli fiziksel veya psikolojik stres.
    
   ·   Diğer faktörler:Fiziksel yorgunluk, ileri yaş, alkol, kirlilik, toksik maddelere maruz kalmak, mevsimsel faktörler, iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak ve sert iklimler.

      Eğer bazı etkilenimlerden kaçınılmaz bir dünyada yaşıyorsak, sağlık için en azından kendi kontrolümüzde olan faktörleri sağlıklı kılmalıyız.