• 0 352 220 0650
  • denge@dengebireysel.com

Yaşlanma ve Anti-aging



  "Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe, yapamayacağın şeylerin yapılabileceklerini engellemesine izin verme.’’
YAŞLANMA VE ANTİ-AGİNG 

 İnsan tek bir hücre olarak oluştuktan sonra gelişim süreci  işlemeye başlar. Büyüme ve gelişmenin daha hızlı olduğu bir dönemin arkasından duraklama ve geriye sayma dönemi gelir. Önce dört ayak üzerinde durmaya çalışır, doğrulur ve iki ayak üzerinde geçen uzunca bir süre sonrasında üçüncü bir ayağa gereksinim duyabilir.  Yaşlanma ; doğumla başlayan ölümle biten bir süreç olup, yılların vücutta meydana getirdiği değişiklere  verilen bir addır ve yaş almayla birlikte normal bedensel ve ruhsal işlevler giderek azalır. Yaşlanmanın insanda meydana getirdiği değişiklikler herkeste aynı değildir, bunun da pek çok nedeni vardır. Her insan aynı genetik mirasla doğmadığı gibi, doğum şekli de farklıdır, aynı şekilde beslenmez, aynı ortamlarda yaşamaz, aynı travmaları aynı hastalıkları geçirmez, aynı ilaçları kullanmaz, aynı işte çalışmaz; bunun gibi sayabileceğimiz pek çok faktör her bir insan için ayrı işleyeceğinden yaşlanma süreci, bu süreçteki değişiklikler, kişinin yaşlanmaya tavrı, kabullenişi de farklı olacaktır. Bu süreç önlenemez ancak geciktirilebilir. Tıpta bu süreci geciktirmek, yavaşlatmak, kimi zaman tersine çevirebilmek ve daha kaliteli kılabilmek adına yaptığımız , önerdiğimiz bazı tedavi ve uygulamalar var ki biz buna ANTİ-AGİNG uygulamalar  diyoruz. Amaç sadece insan ömrünü uzatmak değil yıllara hayat katmaktır. Anti Aging, bir moda değildir. Yaşamımızın her anında bizi diri, dinç, uyanık ve sağlıklı kılacak bir kılavuzdur. Yaşlanmanın neden olduğuna dair pek çok teori olmakla birlikte en kabul göreni vücutta biriken serbest radikallerdir. Bunlar metabolizmanın artıkları, çöpleri ve külleridir. Doğası gereği beden bunları sürekli üretir ancak bunları atacak antioksidan ve detoks sistemleri yetersiz kalmaya başladıkça çöpler de birikmeye başlar. Bu durum bizim asitlenme dediğimiz olayı da beraberinde getirir. Bugün yaş geçtikçe kaçınılmaz sandığımız pek çok hadise aslında yaptığımız yanlışlıklar sonucu bedende biriktirdiğimiz çöplerin yani asitliğin sonucudur. Asit beden bunları daha az zarar versin diye paketlemek için kolesterol sentezlemeye başlar, beden hayati önem taşıyan kan asitliğini belli bir seviyede tutmak için başka dokularından fedakarlık eder, en bol bulduğu minerali, kemiklerinden kalsiyumu çeker osteoporoza (kemik erimesine ) gidişat başlar; kaslarından magnezyum çeker, yorgunluklar kramplar başlar; hücrelerinin duvarları yapışan bu toksinlerle bozulur, toksinler arttıkça akışkanlık bozulur, akan sıvı pelteleşir, ödemler, dolaşım bozuklukları başlar; toksinler her dokuda olduğu gibi beyin sinir dokularında da birikir unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü başta olmak üzere pek çok semptom ortaya çıkmaya başlar; bağışıklık sistemimiz etkilenir, alerjiler başlar; hücre geleni gideni tanımaz, insülin direnci, obezite, şeker hastalığı başlar; insülin sağır hücrelerden içeri girip enerji sağlatamaz, hem gücümüz düşmeye başlar hem de kullanılamayan artan insülinin etkisiyle yorulur ve yaşlanırız. Yani yaşlılık kısaca vücutta çöp birikmesidir diyebiliriz. Peki bu çöplerin birikmesini önleyebilir miyiz ya da geciktirebilir miyiz ? Bunun cevabı eğer bu gerçeğin  farkına varabilirsek evet. .   ‘’ele ayağa düşmeden’ Kaliteli bir yaşlanma için yapmamız gerekenler : Sağlıklı Beslenme : metabolizmamızı dengede tutacak, toksin yükünü artırmayacak, insülin direnci yaratmayacak, her türlü rafine un, tuz ve şekerden, katkılı gıdalardan uzak , mevsimine uygun taze sebze-meyve ağırlıklı, lifli, renkli, çeşitli, ara öğünler içermeyen bir beslenme tarzımız olmalı. Günümüz buğdayını, şekeri ne yazık ki bedenimiz tanımıyor. Bunlar bedende ürettikleri gazlar ve alkol nedeniyle yaşlanmanın en büyük sebeplerinden. Kanser hücrelerinin beslenmek için şeker tükettiklerini de ayrıca belirtmek isterim.
Yeterli su tüketimi: rastgele değil, kg için 35 ml olacak şekilde su tüketimi , hem metabolik faaliyetler hem de toksinlerin atılımı için gereklidir. SU HAYATTIR Dünyanın ve bedenin ¾ ü su iken bizim bedeni sudan mahrum etmemiz kendimize yapacağımız en büyük kötülüktür.
Yeterince fiziksel aktivite;en azından düzenli bir şekilde yürüyüş kendinize de biraz zaman ayırmaktır.
Kimyasallardan uzak durmak; evlerimizde , kişisel bakımlarımızda kullandıklarımız dahil, rengi, kokusu nedeniyle cazip bulup kullandığımız pek çok ürün bizi yaşlılığa daha hızlı adımlarla götürür.
Sigara ve alkolden uzak durmak yaşlılığı da geciktirmektir.
Vitamin ve mineral destekleri : gıdalardaki vitamin mineral oranları seneler öncekilere göre hayli azalmış olduğundan ve toksin atılımı için daha fazla ihtiyacımız olduğundan takviye olarak alınmaları gerekir.Yeterli güneş ışığı almak : ne eksik ne fazla. D vitamini bir hormon gibi işleyen kemiklerimizden bağışıklık sistemimize kadar pek çok olayda rol alan çok önemli bir vitamindir. Yaşlılıkla birlikte ihtiyacı artan ve kış aylarında yapamadığımız ve bu vitamini takviye olarak almamız gerekir.
Antioksidanların kullanımı, serbest radikallerin etkisizleştirilmesi için gereklidir.
Hormon takviyeleri , gerektiğinde doktor kontrolünde alınmalıdır,
Şelasyon tedavileri, vücutta birikim gösteren ağır metallerin (cıva, kurşun, kadmiyum, arsenik gibi) atılımı için uygulanabilirDetoks terapileri, çevresi bu kadar kirli, gıdaları bu kadar doğallıktan uzak, ozon tabakası delik bir yaşam içinde bir şeyleri düzeltebilme imkanımız yoksa en azından kendimizi detoks terapilerle arındırmalıyız.
SPA-kaplıca-masaj terapileri
Her zaman faal olmak,  sevilen bir işi yapmak, hobilerle uğraşmak, gönüllü çalışmalara katılmak,  Hayata olumlu bakabilmek,  kinden,  öfkeden, kıskançlıktan, aşırı hırstan ,aşırı cimrilikten uzak olmak, iyi duyguları dillendirebilmek, kötü duygulara esir düşmemek,yaşlanmayı olgunluk olarak kabul etmek, insanı huzura götüren tedavilerdir.
GEVŞEYİN, ZEVK ALIN, GENÇ KALIN  
“Ömür yolculuğunun her durağı güzeldir; yaşlanma durağı da öyle… Sadece yaşlılığın hakiki manasını görecek bir yakın gözlüğü lazım bize; hani 45'inden sonra burun üzerine indirip, elimize aldığımız bir kitabı okumak için kullandığımız yakın gözlüğü gibi bir gözlük…” Kaynak: Kitap: Yaşlanmak Güzeldir  
ANTİ-AGİNG TEDAVİLER ; Uyguladığımız tedavi yöntemleri bir bakıma kaliteli yaş almaya yönelik tedavilerdir. Bedenin asit yükünün tayini, tüm sistem fonksiyonlarının değerlendirilmesi, vitamin-mineral-enzim- hormon eksikliklerinin belirlenmesi,hangi tedavilerden hangi destek ürünlerden fayda görüleceği tespit edildikten sonra bunlara yönelik tedaviler planlanmaktadır. Anti-aging uygulamaların içinde bir de dermo-kozmetik uygulamalar vardır. Tek başına uygulandıklarında etkileri zayıf kalacak olan bu tedavilerin mutlaka beslenme ve diğer tedavilerle desteklenmesi gerekir. Bu tedavilerin içinde kırışıklık giderici leke giderici tedaviler, yağ azaltmaya, kollajen artırmaya yönelik olarak Mezoterapi,  kök hücre terapisi ,laser tedavisi, botoks, dolgu uygulamaları, Ozon terapi,  radyofrekans-ultrason , lenfatik direnaj yanında plastik cerrahi uygulamalar da yer almaktadır.