"Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe, yapamayacağın şeylerin yapılabileceklerini engellemesine izin verme.’’
YAŞLANMA VE ANTİ-AGİNG
İnsan tek bir hücre olarak oluştuktan sonra gelişim süreci işlemeye
başlar. Büyüme ve gelişmenin daha hızlı olduğu bir dönemin arkasından duraklama
ve geriye sayma dönemi gelir. Önce dört ayak üzerinde durmaya çalışır, doğrulur
ve iki ayak üzerinde geçen uzunca bir süre sonrasında üçüncü bir ayağa gereksinim
duyabilir.
Yaşlanma ; doğumla başlayan ölümle biten bir süreç olup, yılların
vücutta meydana getirdiği değişiklere verilen bir addır ve yaş almayla
birlikte normal bedensel ve ruhsal işlevler giderek azalır.
Yaşlanmanın
insanda meydana getirdiği değişiklikler herkeste aynı değildir, bunun da pek
çok nedeni vardır. Her insan aynı genetik mirasla doğmadığı gibi, doğum şekli
de farklıdır, aynı şekilde beslenmez, aynı ortamlarda yaşamaz, aynı travmaları
aynı hastalıkları geçirmez, aynı ilaçları kullanmaz, aynı işte çalışmaz; bunun
gibi sayabileceğimiz pek çok faktör her bir insan için ayrı işleyeceğinden
yaşlanma süreci, bu süreçteki değişiklikler, kişinin yaşlanmaya tavrı,
kabullenişi de farklı olacaktır. Bu süreç önlenemez ancak geciktirilebilir.
Tıpta bu süreci geciktirmek, yavaşlatmak, kimi zaman tersine çevirebilmek ve
daha kaliteli kılabilmek adına yaptığımız , önerdiğimiz bazı tedavi ve
uygulamalar var ki biz buna ANTİ-AGİNG uygulamalar diyoruz.
Amaç
sadece insan ömrünü uzatmak değil yıllara hayat katmaktır.
Anti
Aging, bir moda değildir. Yaşamımızın her anında bizi diri, dinç, uyanık ve
sağlıklı kılacak bir kılavuzdur.
Yaşlanmanın
neden olduğuna dair pek çok teori olmakla birlikte en kabul göreni vücutta
biriken serbest radikallerdir. Bunlar metabolizmanın artıkları, çöpleri ve
külleridir. Doğası gereği beden bunları sürekli üretir ancak bunları atacak
antioksidan ve detoks sistemleri yetersiz kalmaya başladıkça çöpler de
birikmeye başlar. Bu durum bizim asitlenme dediğimiz olayı da beraberinde
getirir. Bugün yaş geçtikçe kaçınılmaz sandığımız pek çok hadise aslında
yaptığımız yanlışlıklar sonucu bedende biriktirdiğimiz çöplerin yani asitliğin
sonucudur. Asit beden bunları daha az zarar versin diye paketlemek için
kolesterol sentezlemeye başlar, beden hayati önem taşıyan kan asitliğini belli
bir seviyede tutmak için başka dokularından fedakarlık eder, en bol bulduğu
minerali, kemiklerinden kalsiyumu çeker osteoporoza (kemik erimesine ) gidişat
başlar; kaslarından magnezyum çeker, yorgunluklar kramplar başlar; hücrelerinin
duvarları yapışan bu toksinlerle bozulur, toksinler arttıkça akışkanlık
bozulur, akan sıvı pelteleşir, ödemler, dolaşım bozuklukları başlar; toksinler
her dokuda olduğu gibi beyin sinir dokularında da birikir unutkanlık,
konsantrasyon güçlüğü başta olmak üzere pek çok semptom ortaya çıkmaya başlar;
bağışıklık sistemimiz etkilenir, alerjiler başlar; hücre geleni gideni tanımaz,
insülin direnci, obezite, şeker hastalığı başlar; insülin sağır hücrelerden
içeri girip enerji sağlatamaz, hem gücümüz düşmeye başlar hem de kullanılamayan
artan insülinin etkisiyle yorulur ve yaşlanırız.
Yani
yaşlılık kısaca vücutta çöp birikmesidir diyebiliriz.
Peki bu
çöplerin birikmesini önleyebilir miyiz ya da geciktirebilir miyiz ? Bunun
cevabı eğer bu gerçeğin farkına varabilirsek evet. .
‘’ele
ayağa düşmeden’ Kaliteli bir yaşlanma için yapmamız gerekenler :
Sağlıklı
Beslenme : metabolizmamızı dengede tutacak, toksin yükünü
artırmayacak, insülin direnci yaratmayacak, her türlü rafine un, tuz ve
şekerden, katkılı gıdalardan uzak , mevsimine uygun taze sebze-meyve ağırlıklı,
lifli, renkli, çeşitli, ara öğünler içermeyen bir beslenme tarzımız olmalı.
Günümüz buğdayını, şekeri ne yazık ki bedenimiz tanımıyor. Bunlar bedende
ürettikleri gazlar ve alkol nedeniyle yaşlanmanın en büyük sebeplerinden.
Kanser hücrelerinin beslenmek için şeker tükettiklerini de ayrıca belirtmek
isterim.
Yeterli
su tüketimi: rastgele değil, kg için 35 ml olacak şekilde su tüketimi ,
hem metabolik faaliyetler hem de toksinlerin atılımı için gereklidir. SU
HAYATTIR Dünyanın ve bedenin ¾ ü su iken bizim bedeni sudan mahrum etmemiz
kendimize yapacağımız en büyük kötülüktür.
Yeterince
fiziksel aktivite;en azından düzenli bir şekilde yürüyüş kendinize de biraz zaman
ayırmaktır.
Kimyasallardan
uzak durmak; evlerimizde , kişisel bakımlarımızda kullandıklarımız dahil,
rengi, kokusu nedeniyle cazip bulup kullandığımız pek çok ürün bizi yaşlılığa
daha hızlı adımlarla götürür.
Sigara
ve alkolden uzak durmak yaşlılığı da geciktirmektir.
Vitamin
ve mineral destekleri : gıdalardaki vitamin mineral
oranları seneler öncekilere göre hayli azalmış olduğundan ve toksin atılımı
için daha fazla ihtiyacımız olduğundan takviye olarak alınmaları
gerekir.Yeterli güneş ışığı almak : ne eksik ne fazla. D vitamini bir hormon
gibi işleyen kemiklerimizden bağışıklık sistemimize kadar pek çok olayda rol
alan çok önemli bir vitamindir. Yaşlılıkla birlikte ihtiyacı artan ve kış
aylarında yapamadığımız ve bu vitamini takviye olarak almamız gerekir.
Antioksidanların
kullanımı, serbest radikallerin etkisizleştirilmesi için gereklidir.
Hormon
takviyeleri , gerektiğinde doktor kontrolünde alınmalıdır,
Şelasyon
tedavileri, vücutta birikim gösteren ağır metallerin (cıva, kurşun,
kadmiyum, arsenik gibi) atılımı için uygulanabilirDetoks terapileri, çevresi bu
kadar kirli, gıdaları bu kadar doğallıktan uzak, ozon tabakası delik bir yaşam
içinde bir şeyleri düzeltebilme imkanımız yoksa en azından kendimizi detoks
terapilerle arındırmalıyız.
SPA-kaplıca-masaj terapileri
Her zaman faal olmak, sevilen bir işi yapmak, hobilerle
uğraşmak, gönüllü çalışmalara katılmak, Hayata olumlu bakabilmek,
kinden, öfkeden, kıskançlıktan, aşırı hırstan ,aşırı cimrilikten
uzak olmak, iyi duyguları dillendirebilmek, kötü duygulara esir
düşmemek,yaşlanmayı olgunluk olarak kabul etmek, insanı huzura götüren
tedavilerdir.
GEVŞEYİN, ZEVK ALIN, GENÇ KALIN
“Ömür
yolculuğunun her durağı güzeldir; yaşlanma durağı da öyle… Sadece yaşlılığın
hakiki manasını görecek bir yakın gözlüğü lazım bize; hani 45'inden sonra burun
üzerine indirip, elimize aldığımız bir kitabı okumak için kullandığımız yakın
gözlüğü gibi bir gözlük…” Kaynak: Kitap: Yaşlanmak
Güzeldir
ANTİ-AGİNG
TEDAVİLER ;
Uyguladığımız
tedavi yöntemleri bir bakıma kaliteli yaş almaya yönelik tedavilerdir. Bedenin
asit yükünün tayini, tüm sistem fonksiyonlarının değerlendirilmesi,
vitamin-mineral-enzim- hormon eksikliklerinin belirlenmesi,hangi tedavilerden
hangi destek ürünlerden fayda görüleceği tespit edildikten sonra bunlara
yönelik tedaviler planlanmaktadır.
Anti-aging
uygulamaların içinde bir de dermo-kozmetik uygulamalar vardır. Tek başına
uygulandıklarında etkileri zayıf kalacak olan bu tedavilerin mutlaka beslenme
ve diğer tedavilerle desteklenmesi gerekir. Bu tedavilerin içinde kırışıklık
giderici leke giderici tedaviler, yağ azaltmaya, kollajen artırmaya yönelik
olarak Mezoterapi, kök hücre terapisi ,laser tedavisi, botoks, dolgu
uygulamaları, Ozon terapi, radyofrekans-ultrason , lenfatik direnaj
yanında plastik cerrahi uygulamalar da yer almaktadır.

